Skip to main content
header-image
sürdürülebilirlik

Gelişmekte Olan Pazarlarda, Enerji Dönüşümü Konusunda İş Birlikleri ve Mevcutta Yapılanlar Büyük Önem Taşıyor

November 16, 2022

Roger Martella, GE Sürdürülebilirlik Başkanı,

İklim değişikliğiyle ilgili atılacak global adımların büyük önem arz ettiği şu dönemde, Mısır’ın Şarm El-Şeyh kentinde bu yılki COP27 Konferansı, sadece ülke açısından değil Mısır’ın gelecek için örnek teşkil etmesi açısından da benim için oldukça umut verici.

Heyecanım iki nedene dayanıyor. Birincisi, COP27’nin, iklim değişikliğine yönelik atılacak adımların uygulanmasına odaklanması. İkincisi ise organizasyonun, gelişmekte olan ekonomilerin ihtiyaçlarına ve zorluklarına odaklanmayı taahüt etmesi. Etkinlik, 750 milyondan fazla insanın elektriğe güvenli erişiminin olmadığı gelişmekte olan ülkelerdeki önemli konuları dünya genelinde öne çıkaracak.

Gelişmekte Olan Ekonomilerin İklim Değişikliğine Yönelik Öncü Adımları Giderek Artıyor

Gelişmekte olan ekonomiler, haklı olarak, iklim değişikliğine çözüm sunma ve adil bir enerji dönüşümünü hayat geçirme konularında daha etkin rol almaya başlıyor. İklim değişikliğinin etkilerini şimdiden hissetmeye başlayan bu ülkeler, halklarını korumak için adımlar atıyor. Adil bir enerji dönüşümüne liderlik etmelerini sağlayacak inovasyonların bir parçası olmak için yatırım yapmak istiyorlar ve bu yatırımları yapmalılar.

İklim değişikliğiyle ilgili sorunları çözmek ve tüm gezegende adil bir enerji dönüşümü gerçekleştirmek konusunda, her duruma uyan tek bir yaklaşım olmadığını hatırlamakta fayda var. Her ülke tüm vatandaşlarının güvenilir, sürdürülebilir ve uygun maliyetli enerjiye erişimini artırıp enerji dönüşümünü gerçekleştirmek için, kendi şartları çerçevesinde farklı araçlar kullanacak. Bu, 175 ülkede varlığını sürdüren GE’nin de müşterileri ve kamu sektöründeki iş ortaklarıyla her zaman odaklandığı bir konu. Devlet organları ve kurumsal iş ortakları, geliştirdikleri yaklaşımları, politikaları ve teknolojileri her pazarın ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde uyarlamalı.

Mısır, bu konuya hem COP27 etkinliğinde hem de sonrasında önemli bir kanıt noktası olarak hizmet ediyor.EEHC, Hassan Allam Holding ve PGESCO ile yaptığı stratejik iş birliği anlaşması sayesinde, GE, Şarm El Şeyh Elektrik Santrali’nde hidrojen/doğal gaz yakıt karışımıyla bir LM6000 gaz türbinini devreye alacak. Mısır’da gerçekleşecek projede kullanılacak olan LM6000 teknolojisi, Afrika kıtasında ilk kez hidrojen karışımlı yakıtla çalışacak. COP27’ta hayata geçen bu dönüm noktasının ötesinde, GE Gas Power, EEHC’nin gaz türbinlerinden kaynaklanan karbon emisyonlarını azaltmak için bir yol haritası geliştirmek üzere, Egypt Electricity Holding Company (EEHC) ile bir iyi niyet sözleşmesi imzaladı. Sözleşmede, karbon yakalamaya yönelik potansiyel uygulamalar, hidrojen karışımlı yakıtların geliştirilmesi ve temel çevrim enerji santrallerinin kombine döngülü sistemlere dönüştürülmesi gibi konular yer alıyor.

Ülkeler, daha fazla yenilenebilir enerji sistemi konuşlandırmak için şebeke ve enerji altyapıları inşa ediyor.Bunların arasında, yüksek verimli gaz türbinleri gibi yenilikçi çözümler kullanılarak kömürden gaza geçişi sağlayan yapılar da bulunuyor. Güney Afrika’da gaz kullanımı, elektrik santrali emisyonlarını yarıya indiren yakıt geçişine imkan sağlayacak olan Kömür Yeniden Kullanım Programı’nın (Coal Repurposing Program) temel yük kapasitesini karşılayacak. Hidrojen yakıtı ve karbon yakalama gibi amaçlarla geliştirilen çığır açan teknolojiler, gaz türbinlerinden kaynaklanan net emisyonları gelecekte daha da azaltabilecek. Vietnam Electricity (EVN) şirketi, Vietnam’da, gelişmiş enerji depolama teknolojilerini kullanan en büyük kamu kuruluşunun fizibilite çalışmalarını yürütüyor. Ayrıca ülkenin ilk LNG yakıtlı 1,6 GW gücündeki elektrik santralinde yüksek verimliliğe sahip gaz türbinleri kuruluyor. Daha da önemlisi, hidrojenle kullanıma hazır bu türbinler -GE’nin türbinleri hidrojenle 8 milyon saatten fazla çalıştı- gelecekte karbon yakalama sistemlerine de entegre edilebilecek özellik taşıyor.().

Yenilenebilir enerji kaynakları, gelişmekte olan ekonomilerin yakın gelecekteki enerji karışımında giderek daha fazla varlık gösterecek. 10 gigawatt’ın (GW) üzerinde rüzgar enerjisi kapasitesine sahip Türkiye’de,rüzgar türbini kanatları ülke içinde üretiliyor. Rüzgar hızının nispeten daha düşük olduğu Hindistan’ınBangalor şehrinde bulunan GE Teknoloji Merkezi, ülke genelindeki çok sayıda rüzgar santralinde kullanılmaya başlanan özel bir rüzgar türbini geliştirdi.

Enerji çözümlerinin karışımı, birçok pazarda yürütülen elektrifikasyon ve dekarbonizasyon faaliyetlerine katkıda bulunacak. Örneğin Nijerya, bu konuda üç yönlü bir yaklaşımla iddialı bir enerji planı hayata geçiriyor. Enerji şebekelerini iyileştiriyor; termik varlıklara erişimi artırıp bunların verimliliğini yükselterek dizel jeneratörlerin kullanımını azaltıyor; yenilenebilir enerji üreten varlıkları artırıyor.

Mısır, gelişmekte olan ekonomilerde karbondan arındırma ve artan enerji güvenliği faaliyetlerine dikkat çekerken, COP27 etkinliği, amacına uygun olarak, Afrika’daki uygulamaları göstermenin ötesine geçerek birçok kanıt noktası sunuyor.

İş Birlikleri ve Kanıt Noktalarıyla Gelişmek

COP27’nin gösterdiği diğer bir dönüşüm ise, gelişmekte olan ekonomilerde uygulamaları ve iklime yönelik eylemleri gerçekleştirmeye yardımcı olacak bir itici güç olarak, politika belirleyiciler ile kurumsal paydaşlar arasındaki kamu-özel ortaklıklarının hızla artan rolü oldu. Sanayileşmiş ve gelişmekte olan pazarlarda faaliyet gösteren şirketlerin çözümün bir parçası olmasının yanında, hükümetler, STK’lar ve diğer şirketlerle artan ortaklıklar, daha önce benzeri görülmemiş iş birliklerinin kurulmasını sağlıyor. Bunlardan bazıları etkisini göstermeye başladı.

Etkinlikteki en önemli eğilimlerden biri de özel şirket-kamu ortaklıklarıydı.  Pek çok iş ortağı ve birbirinden farklı faaliyet alanı olan kurumlar, projelerini ve girişimlerini cesurca duyurmak için bir araya geliyor. Bu örnekler, gelişmekte olan ekonomilerin kamu-özel sektör ortaklıkları ve somut kanıt noktaları aracılığıyla edindiği farklı yaklaşımları, teknolojileri ve bakış açılarını harmanlayarak enerji geçişinin nasıl ele aldığını gösteriyor. Ayrıca bu durum, gelişmekte olan ekonomilerin enerjiye erişimi güçlendiren ve iklime dayanıklı altyapılar inşa etmek adına stratejik olarak nasıl konumlandığını da bize anlatıyor. İş ortaklarının birbirinden öğrendiği yeni deneyimler, Şarm El-Şeyh’teki birçok tartışmaya ve oturuma bilgi sağlayacak.

Mısır’ın iş ortaklıkları geliştirmeye ve kapsayıcı bir anlayış inşa etmeye nasıl odaklandığını ve ülkedeki gelişmelerin dünyada neleri harekete geçireceğini göreceğim için heyecanlıyım. Bu geniş ve küresel bakış açısının, ortak iklim hedeflerimize yönelik kalıcı ilerlemeyi desteklemeye ve önümüzdeki dönemlerde bu alanlardaki uygulama faaliyetlerine rehberlik edeceğine eminim.

Categories
tags